|
Sezer'i ailesine kavuşturduk
Sezer 11 yaşında bir erkek çocuğu. Doğduğunda annesi, babasının
şehit olduğu yalanıyla büyütmüş onu. Sezer dedesinin yanında yaşıyormuş
uzunca bir süredir. Parkinson hastası olup, değil torununa, kendine
dahi bakamayacak duruma gelince dedenin Sezer’i annesine teslim ederek
bir huzurevine yerleşmekten başka çaresi kalmamış.
Anne ayrı bir hikaye. Sezer yaklaşık 2 ay kadar annesiyle birlikte
yaşadıktan sonra, onun sokakta olduğu bir saatte evini ve oğlunu
terk etmiş. Sezer sokaktan eve geldiğinde annesinin evi terk ettiğini
önce anlayamamış. Annenin özel hayatini anlamakta epey zorlandık.
Çünkü nüfus kütüğünden araştırdığımızda soyadı ve ikametgahının çok
sık değişmesi bizde şüphe uyandırdı. Sezer, 1-2 gün komşularında
kaldıktan sonra onu en son çare bize getirdiler.
Geldiğinde sırtında bir küçük çantadan başka hiçbir şeyi yoktu. Annesine
ise artık adını bile duymak istemeyecek kadar kinlenmişti. Onu misafir
ederken bir yandan da Beykoz Kaymakamlığı’nın Sosyal Hizmetler birimiyle
olan işbirliğimiz sonucu babasının hayatta olduğunu öğrendik. Sezer
bizlerle olmaktan son derece mutluydu. Kaymakamlık ise velayet annede
olduğu için onun izni olmadan çocuğu Çocuk Esirgeme Kurumu gibi bir
birime yerleştiremiyordu. Biz de açıkçası çocuk için böyle bir sonu
tercih etmek istemiyor, babasına ulaşmaya çalışıyorduk. Anne ise
tüm araştırmalara rağmen bulunamıyordu. En sonunda babanın telefonuna
ulaştık. Babayı arayarak çocuktan haberdar olup olmadığını öğrenmekti
amacımız. Anne çocuğuna babasının şehit olduğunu söylerken acaba
babayı çocuktan haberdar etmiş miydi, yoksa ona da farklı bir yalan
mı uydurmuştu?
Baba çocuğunun olduğundan haberdar olduğunu ve yıllardır oğlunun
izini sürdüğünü, ama annenin ona çocuğunu 10 yıldır göstermediğini
söyledi bize. Babanın telefondaki ifadelerine inanmak da güçtü. Bir
baba istese oğlunu bulamaz mıydı diye de düşündük. Babayı derneğe
davet ettik. Yarım saat sonra Sezer’in babası, babaannesi, halası
derneğe koştular. Yıllardan beri görmedikleri Sezer’e bir an önce
kavuşma isteklerini gözyaşlarından anlayabilmek mümkündü. Kaymakamın
desteği ve hakim kararıyla Sezer yeni yuvasına kavuştu.
Tabii Sezer’in yeni yaşamında başka zorluklar da olacaktı. Ama babası
sevgiyle birlikte tüm zorlukları aşacaklarına inanıyor ve Sezer için
bir pedagogdan yardım almayı da bizim önerimizle seve seve kabul
ediyordu.
Menteşe Ailesi
Görele İlköğretim Okulu Müdürü'nden aldığımız haber üzerine Menteşe
ailesini evlerinde ziyaret ettik. İçinde yaşadıkları ortam çok üzücüydü..
Psikolojisi bozuk bir baba ,bilinçsiz bir anne ve pırlanta gibi üç
çocuk. Dedelerinden kalan yarı inşaat halindeki bir evde oturuyorlardı
ve çevrenin verdiği 2. el giysi poşetlerinden dolayı ev bir çöp eve
dönüşmüştü.
Evi ilk ziyaretimizde bizi eski bir battaniyeye sarılı olarak oturan
minik Fatma karşıladı Akan çatıdan rutubetlenmiş ıslak duvarlar, şapı ile
kalmış soğuk zemin onu hasta etmiş, okula gidememişti. Öğretmenlerinden
aldığımız bilgilere göre çocukların üçü de başarılı birer öğrenciydi.
İşe onlara bir soba alarak başladık. Çünkü ne ısınacak bir sobaları
ne de bir tencere çorba pişirecek ocakları vardı. Anne Hülya Hanım'ın isteği üzerine
bir kuzine soba aldık. Hem ısınmak hem de yemek pişirmek için kullanacaklardı.
Zeminden gelen soğuğu biraz olsun engellemek için yeri PVC ile döşedik.
Çocuklara bir oda düzenlemek için eşya toplamaya başladık: Üç raflı bir kütüphane
( her biri için bir raf) odalarına gelen ilk eşyaydı. O küçük eski bir kütüphanenin
üç minik yavruyu bu kadar mutlu edebileceğini düşünemezdik.
Şimdi onların birer yatak, çalışma masası ve elbise dolabına ihtiyaçları
var. Akan çatının acilen yapılması gerekiyor. Bunun için bir çalışma
başlattık. Gelişmeleri sizlerle paylaşacağız.
Korkmaz Ailesi
Miktat Korkmaz hepatit hastası olduğu için çalışamayan 5 çocuklu
bir baba. Çocuklarının hepsi kız ve beşincisi fiziksel özürlü. Ailenin
sabit bir gelir kaynağı yok. Hastalığı bulaşıcı olmamasına rağmen
halsizlikten dolayı çok yorucu işlerde çalışamıyor. Zaten işyerleri
de onca iş arayan işsiz varken onu tercih etmek istemiyor. Miktat
Bey kızlarını okutmak istediğinden derneğimize burs başvurusunda
bulunmuştu ve bu amaçla derneğimize gidip geliyordu. Oturdukları
eve, erzak vermek için gittiğimizde evinin Rüzgarlıbahçe'de uçurumun
dibinde olduğunu gördük. Bizim merdivenlerini inmekte güçlük çektiğimiz
evde en küçüğü 3 yaşında olan çocukların oturduğunu ve o merdivenleri
her gün inip çıktıklarını düşünmek bizi çok ürküttü. Tek odalı olan
evin ne mutfağı, ne banyosu vardı ve tuvaletleri de dışarıdaydı.
Yedi kişilik bu aile, bir odada iç içe yaşıyorlardı.
Bu durumu gören üyemiz Hande Aydınalp'in desteğiyle eve banyo,
mutfak, tuvalet ve bir oda daha yapıldı. Eve eşya ve Ticaret Lisesi'nde
okuyan kızına bir bilgisayar temin edildi.
Usta Ailesi
Yaz
boyunca yaptığımız araştırmalar sırasında Usta Ailesi'nin iki çocuğu
Neslihan ve Gökhan'ın ortaokuldan sonra eğitim hayatlarına son verdiklerini,
daha doğrusu vermek zorunda kaldıklarını öğrendik. Çocuklarla yaptığımız
görüşmelerde okumayı çok istediklerini, ancak babası işsiz olduğu
için hiç bir gelirlerinin olmadığını ve okul masraflarını karşılayamayacaklarından
okula kayıt yaptıramadıklarını öğrendik.
Aile ile yaptığımız görüşme sonrası öğrencilerin eğitim masraflarını
karşılayacağımızı, her türlü desteği vereceğimizi söyleyerek aileyi
çocukları okula göndermesi konusunda ikna ettik.
Anaokulu öğretmeni olmak isteyen Neslihan, kaydını kız meslek lisesine
yaptırdı. BEDES onun tüm eğitim giderlerini karşılıyor.
Gökhan da meslek lisesine devam etmekte ve ilk dönem alacağı takdirnameyi
BEDES'e armağan edeceğini minicik yüreğinden gelen bir heyecan ve
sevgiyle söylüyor.
Aynı zamanda çok kötü durumda olan evlerinin çatısını onardık. Mutfak,
tuvalet ve banyolarını seramik döşedik. Öğrencilerimizin daha rahat
bir ortamda çalışabilmeleri için odalarını düzenledik. Bu arada aileye
yeni gelen bebeğin de tüm ihtiyaçlarını karşıladık. |